Yıllar önce katıldığım Bienal' de görmüştüm bu yazıyı.
Tepe yöneticiler, öğretmenler, anneler, babaların unutmaması, gelecek için attıkları her adımda akıllarında tutmaları gereken bir motto.
O gün kızım büyüdüğü ve "amannnn anne" cevabını alacağımı bildiğim için olsa gerek minik oğlumu bu resmin önüne geçirip resmetmişim.
Gelecek nesilleri yetiştirirken, bir ülkeyi yönetirken hep bu soruyu sormak gerek belki de...
İhtiyaçları görmezde gelinen insanlar mutlu olmuyor.
Yönetimin, liderliğin zorluğu bu belki de...
3 yaşındaki bir çocukla, 17 yaşındaki bir gencin, 30 yaşındaki bir yetişkinin, 60 yaşındaki yetişkinin, bir kadınla, bir erkeğin ihtiyaçları arasındaki farkı görebilmek...
Dar gelirli ile, geniş imkana sahip insanların ihtiyaçlarına cevap verebilmek...
Cevap veremediğinizde beklemeyi ve sabırlı olmaları gerektiğini güzellikle izah edebilmek,
Eğitimsiz bir insanla, eğitimli bir insanın mutluluğunu aynı anda sağlayabilmek...
Hiçbirini yok saymadan, "tükaka" demeden, itip, kakmadan...
Senin ihtiyaçlarını anlıyorum, sen de diğerini anlamalısını kırıcı olmadan anlatabilmek,
Yetenekleri, beklentilerini makul seviyelere çekip, birlikte gelişip, ilerleyebilmelerini sağlayabilmek.
Hafta sonu, oldukça üzgün olduğum bir sırada,
Sadece sakinleşebilmek adına yaptığım kutuma bir türlü anlam yükleyememiştim.
Galiba bu kutu, uzun süredir hikayesi yazılamayan Türkiye' yi simgeliyor.
Rengarenk, çeşit çeşit zenginliklerle, güzelliklerle dolu olmasına rağmen bir türlü hikayesi yazılamayan Türkiye' ye...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder