Yenilikleri seviyorum.
Yeni bir kitap,
Yeni bir bebek,
Yeni bir fikir,
Belki de asker kızı olmanın, genlerle birleşmesiyle ortaya çıkan bir kazanım bu.
Kimilerine göre dezavantaj olan bu durumu, ben avantaj olarak nitelendiriyorum.
Küçüklüğümde her taşınma eğlenceli gelirdi bana, her değişim, her farklı insan.
Yeni ye alışmak her zaman için zor aslında.
Eski bildiklerimizi unutmadan, farklı olandan korkmamak.
Eski ile yeniyi kombinleyip, bir arada yaşatabilmek.
Güven duygusuyla ilgili belki de bu.
Yabancılardan korkmayan insanlar yüreklerini yeniye kocaman açabiliyor belki de...
Bu aralar fazlaca yaş aldığımdan mıdır? bilmem yenileri hayatımın tam ortasına yerleştirmem zaman alıyor.
Belki de doğru olan buydu, zamanla oturdu kim bilir ?
Belki de değiştim, kendimi böyle daha rahat hissediyorum.
Ya da insanlar, değerler değişti, ona adapte olamıyorum.
Birbirlerini seven yada biz birbirimizi sevebilir, bir arada yaşayabilir, mutlu olabiliriz diyen iki insanın ortak kararı düğünleri de bu yüzden seviyorum galiba.
Beni heyecanlandıran düğün değil aslında, ruh eşini bulan iki insan.
Mutluluk her konuda anlaşmak, hep uyumlu olmak, sessiz olmak da değil...
Bütün ilişkilerde açık, net olabilmek, kavga ettiğinizde dönüp özür dileyebilmek, kavgaya rağmen sorunları çözüp tatlıya bağlayabilmekte gizli...
Direk olabilmek, sıkıntını anlamak ve anlatabilmek mutluluğun anahtarı belki de...
Karşındakini sevmediğin özellikleri olsa dahi kabul edebilmek.
Kısacası birini "rağmen sevebilmek"
Tolore edebilmek.
Gelin çiçeği de, rağmen tolore edebileceğimiz insanı bulduğumuzdaki o güzel seremoniyi süsleyen bir ayrıntı kimilerine göre...
Biz bayanlar için ise başlayacağımız yeni hayatı güzelleştiren ince bir detay.
Gelin çiçeği yapmayı bu yüzden daha çok seviyorum galiba...
Yeni bir hayat, yeni bir birlikteliğin ve çocuklarla birlikte kök salabilmenin ifadesi...
Birbirlerini rağmen sevebilecek insanların birbirlerini bulmasının simgesi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder