20 Aralık 2018 Perşembe

Belediye seçimleri yaklaşırken

Yaşarken bir şeyleri yorumlamam daha kolay oluyor nedense. İki büyük partinin İstanbul Büyükşehir Başkanı adaylarının özgeçmişlerine bakıp, acaba hangisi diye düşünürken birden seçimlerde yapılan yanlışın seçmenlerden değil, siyasi parti başkanların bu parametrelerinden kaynaklandığını fark ettim.

Ne seçimi olursa olsun yola çıkış sebebi "ne kadar çok bölgeyi alırsak o kadar iyi" yada "büyükşehirleri biz alırsak sırtımız yere gelmez" mantığı.

Partiler açısından doğru bir mantık belki de benim bakış açım saflık olarak nitelendirilir mi ? Elbette bir açıdan doğru bir yorum. Diğer açıdansa yanlış en azından tek taraflı eksik bakış açısı. Başörtüsü, türban, Atatürkçülük vb. parametrelerin altına sığınılarak seçim kazanmaya çalışma stratejisini bir kenara atamamanın, kadını veya dünyanın belki de en değerli liderinin yaptıklarını, emeklerini çiğnetmenin bir yöntemi.

Halbuki belediye seçimlerinde odak nokta; Şehirde, bölgede yaşayan insanlar için farklılık oluşturmak, bu bölgede yaşayan insanların hayatını kolaylaştıracak öneriler sunmak olmalı.

Zaten evde oturuyorum, işsiz, güçsüzüm, dün bir çay-kahve arasında açtım interneti İstanbul tarihindeki tüm büyükşehir belediye başkan adaylarının özgeçmişlerine baktım. Aldıkları eğitim neymiş, şehir için neler yapmışlar. Dikkatim çeken en ilginç kısım Kadir Topbaş' a kadar hiçbir adayın İnşaat Mühendisi olmaması, daha da ilginci bir tane bile Şehir-Bölge Planlama Mühendisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmamasıydı.

Kadir Topbaş döneminde İstanbul' da inşaat sektörünün bu derece kuvvetlenmesinin, yaygınlaşmasının sebebi pekala aldığı eğitim olabilir.

Aldığımız eğitimin, hayatımızda aldığımız kararları biz bile farkında olmadan etkilediği bir gerçek. Örneğin öğretmenlerin en önemli handikabı ev yaşamlarında çocuklarına anne, babalık yaparken bile öğretmen havalarını devam ettirmeleri, kalitecilerin, sıfır hata mantığı ile evde yaşayanlardan mükemmellik beklemeleri, başka alanda çalışmaya başlasalar bile o sektörde bu konuda uzaktan yakından alakası olmayan konulara bile sıfır hata mantığı ile bakıp, çevredekilere kök söktürmeleridir.



Üniversitede şehir bölge planlama bölümünü seçmeyi düşünen gençler için internette yer alan bir makalede bu bölümün öğretmeyi amaçladığı alanlar şöyle sıralanmış ;

  • Kentsel Planlama
  • Kentsel Tasarım
  • Bölge Planlama
  • Kırsal Alan Planlama ve Tasarım
  • Kentsel Koruma ve Yenileme
  • Akıllı Kentler / Akıllı Şehirler
  • Şehircilik Tarihi
  • İmar Hukuku
  • Kentsel Kimlik ve Kalite Değerlendirmesi
  • Kentsel Ulaşım Planlaması
  • Stratejik Planlama
  • Afet ve Risk Yönetimi
  • Coğrafi Bilgi Sistemleri
  • Uzaktan Algılama
  • Çevre Planlama
  • Turizm Planlaması
  • Kentleşme Politikası
  • Taşınmaz Ekonomisi
  • Gayrimenkul Değerleme gibi alanlarda uzmanlık sağlayabilirsiniz.



Bu bağlamda bakarsak en önemli problemi çarpık kentleşme ve ulaşım sorunu olan İstanbul' un belediye başkanlarından birinin bile Şehir Bölge Planlamacılığı eğitimi almamış olması bugünkü sorunlarımızın kaynağı olabilir mi düşüncesi geçti aklımdan. Zira bu eğitimi (elbette kaliteli olması ve idealist mühendisler yetişmesi şartı ile) alan bir belediye başkanı önüne gelen rant tekliflerine müsamaha edebilir miydi? diye düşünmeden edemedim. 

Yada yapılaşma için bir yeşil alan feda edilmek istendiğinde, olmaz şehir yaşamının sağlığı açısından burası önemli, başka çözüm üretin der miydi ?

"Keşke bu konuya daha önce kafa yorsay mışım" diye düşündüm kendi kendime. Sonra "demek ki doğru zaman dündü" dedim. İnşallah ilgili biri bu yazıyı bir sonraki belediye başkanlığı seçimlerine kadar okur, o 5 yıllık süreç içinde şehir-bölge planlama bölümünü gerçekten severek mezun olan bir sürü aday bulunur, bu adaylar, işletmenlik ve etkin liderlik eğitimleri ile kariyerini desteklerde şehirler  daha yaşanabilir, yapılara kavuşur.   

Gerek siyasi, gerek askeri, gerek sivil hayatta liyakat, eğitim gibi değerler olması gereken yere oturtulduğunda eğitime, insana, çevreye sarf ettiğimiz binlerce lira daha faydalı, yaşanabilir bir şehir, bir ülke ve bir dünya için değerlendirilmiş olacak.