29 Ekim 2018 Pazartesi

Kelebekli Takı Kutusu



Bu yaz belediye çok fazla ilaçlama yapmadığından mıdır? bilmem daha çok arı, kelebek gördük bahçede. 
İnsanoğlunun rahatını sağlarken diğer canlıların yaşam alanını nasıl tehlikeye atıyoruzu görsel olarak da fark etmiş oldum.  
Sivrisineklere daha fazla yem olduk belki ama daha çok arı, kelebek gördük. 
Sivriler tarafından yenilirken, belediyeye çokta kızmamıştım. 
Bana bu anı yaşattığı için teşekkür etmeliyim belki de...


Geçen hafta iki defa kelebek gelip elime kondu.
Resmetmemize izin verecek kadar uzun sayılabilecek bir sürede elimde durdu. 
Oğlum başıma konduğunu da görmüş, keşke resmini çekebilseydi. 
Neyse o an, onun anılarında ya bu bana yeter.

Her şeyi yanlış anlamakta üstüme yoktur.
Ben bunu "Bu kadar narin bir canlı, gelip elime konduğuna göre bana güvendi demek ki" diye yorumlayıp sevindim.
Umarım öyledir...

Modern zamanlarda her şeye bakış açısı değişti.
Yaramazlığın adı hiperaktiviteyken, yanlış anlamanın adı farklı bakış açısı bugün...




Bu kelebekten esinlenmiş olsam gerek, bende bu rengarenk kelebekli takı kutusunu tasarlayıverdim. 


Artık her takı kutumun içine bir çiçek konduruveriyorum. 
Hani bir dış, bir de iç güzelliği vardır ya insanda....
Dıştakini herkes bilirde, içtekini çok az insan fark edebilir...


Bu kutunun hikayesi de bu olsun. 
İç güzelliğinizi fark edebilen insanlarla karşılaşabilmeniz dileğiyle...

29 EKİM


Bugün Cumhuriyet kutlanıyor Türkiye' nin dört bir köşesinde,
95 yıl geçmiş verilen onca savaşın ardından Cumhuriyet ilan edileli,
Dışarıya karşı tek yürek olmuşuz olmasına da,
Tuhaftır, kendi iç savaşımız bir türlü dinmemiş,
Sosyal medya üzerinden bir şeyleri takip etmeyeli uzun zaman olmuş,
Yapım gereği mi? , yetiştirilme tarzımdan mı bilmem? gergin, didişmeli ortamları sevmiyorum,
Anlamsız geliyor galiba yada kendimi anlatamıyorum belki de,
Hep kabuğuma çekilip, sakin kalmayı istiyorum, huzur arıyorum anlayacağınız,
Türkiye' nin er yada geç huzura ulaşacağına da inanıyorum,
Bu umuda sımsıkı sarılıyorum.

Geçenlerde "Eğitim' de Finlandiya Modeli" kitabını okudum.
Finlandiya eğitim sistemi üzerine yıllarca çalışıp, emek vermiş bir eğitimcinin kaleme aldığı bir kitap.
Hani şu yere göğe sığdıramadığımız, imrendiğimiz, PISA skorları hep yüksek olan ülke.

 Eğitimde Finlandiya Modeli

Kitabın özünde diyor ki,
Eğitim bugünün moda terimi "büyük veri" analizi ile değil, "küçük veri" analizi ile gelişiyor.
Her bir birey, her bir çocuğun sorunlarına inerek, onları analiz edip çözümleyerek,
Her birinin yeteneklerini, ilgi alanlarını keşfederek,
Önce dar gelirli, düşük düzeydeki okullardan başlamışlar çalışmaya,

Bizim eğitim sistemimizle ilgili en büyük yanılgılardan birinin öğretmenlerimizin tamamının süper akıllı insanlardan oluştuğunun sanılması diyor yazar kitabının bir yerinde,
Orada ki öğretmenler sanıldığı kadar süper akıllı yetişkinlerden değil, öğretmenliği seven ve anlamını kavrayanlar arasından seçiliyormuş,
Sınav skorlarında çok başarılı öğretmenler bu mesleğe kabul edilebildiği gibi, çok başarılı olmayanlarda öğretmen olabiliyormuş,
En önemli kıstas öğretmenliği sevmek, çocuğu sevmek, eğitimi sevmek, gelişmeyi sevmek,
Çocukların gelişimi kadar, öğretmenlerin gelişimi de önemli onlar için,
Çocukların gelişimini, ancak sürekli gelişen eğitimciler sağlayabiliyor onlara göre,

PISA' da başarılı olmaları bizim gibi sınavlara önem verdiklerinden değilmiş,
Anlatıldığına göre sınav skorlarını çok dert etmiyorlar,
Son yıllarda sınav skorları düşmesine rağmen bundan panik olmadıklarını belirtiyorlar,
Çünkü orada önemli olan çocukların yetenek alanları çerçevesinde eğitilmesi, yetişmesi, öz güvenli ve farklılıklara saygılı bireyler olarak, kendilerini keşfederek büyümeleri,

Bundan 10 sene önce karşılaşmıştım yetenek yönetimi kavramıyla,
10 sene önce çalıştığım, yemekhane olmaması, müzik, resim, beden eğitimi vb. derslere işin erbabı öğretmenler girmediği için devlet okulundan almıştım kızımı.
Üzerinden 10 sene geçti, hayata sıfırdan başladığım oğlum devlet okulunda 3. sınıfta,
Geçtiğimiz 2 yıl içerisinde okulları bir yemekhaneye kavuştu, geçen sene ingilizce dersi görmeye başladılar.
Özel okullardaki gibi mükemmel değil belki ama bir adım sonuçta,
İlk adımı zar zor atarsınız ama o gelişmenin başladığının göstergesidir,
Zorla olmadıysa bu gelişme, o adım profesyonelleşir ve gelişir.

Bugün cumhuriyetin 95. yılında diyorum ki eğitim için bir adım daha atılsa,
Keşke ilkokullarda akademi ve konservatuvarlardan mezun öğretmenler tarafından resim, beden ve müzik dersleri başlasa,

Bugün içinde bulunduğumuz mücadele bir savaş değil aslında,
Bizler bir arada gelişememenin mücadelesini veriyoruz,
Farklı alt yapıları, yaşanmışlıkları, deneyimleri olan grupların bir arada yaşayamama, kendilerini anlatamama yada anlayamama, birbirlerine tahammül edememe,
Elinden tutup birlikte ilerleyemediği için, ayağından silkeleyip atmaya çalıştığı bir mücadele belki de,
Ya da ben kendi dar alanımda öyle algılıyorum dur kim bilir ?

Sınıfta öğrenme ortamına benzetiyorum ben bu durumu,
Koca sınıfta farklı yetenek, algı kapasitesinde olan çocukları bir arada geliştirmek zorundadır öğretmen,
Çok iyi olan alıp başını gidemez, kolay soruları, basit konuları işlemek zorundadır sınıftaki daha yavaş ilerleyen arkadaşı için,
Yavaş ilerleyen, biraz daha kendini zorlayıp, zeki olanı daraltmamalı, doğru bildiği yanlışları inat etmeden, daha çabuk düzeltmelidir,
Öğretmen yavaş gideni "Hey sen bunu yapabilirsin, ben buna inanıyorum, şu saplantını bırak artık" bakış açısını geride olana düzgün anlatabilmeyi, hızlı olana da "güzel olan birlikte gelişmek, biraz sabırlı olu" izah edebilmeyi ve çatışma çıkarmadan, iki farklı grubu kaynaştırmayı becerebildiğinde sorunlarda daha basit ve çözülebilir gelir kanımca....

Dün Cumhuriyet Gazetesinde, Zeynep Oral' in "Cumhuriyet" tanımı yaptığı çok güzel bir yazı okudum.

Yılmaz Özdil' in "Mustafa Kemal' ini" okursanız aslında Atatürk' ün yapısında savaşmanın değil, cumhuriyet tarzı yönetim anlayışının olduğunu daha kolay anlayacaksınız.
Atatürk bize hep savaşlarla anlatıldığı için bazılarımız onu tam anlayamıyor belki kimbilir ?
Cumhuriyetin anlamını da hep birlikte kavrayamamızın sebebi bu belki de ?

Vaktiniz var mı bilmem, zamanınız olursa Zeynep Oral' ın yazısına bir göz atın isterseniz.
Benden tavsiyesi....

Cumhuriyetin 96. yıl kutlamalarında bu rejimin neden iyi olduğu, ne olduğu, ne olmadığını anlatmak zorunda kalmayan yazılar okuyabilmek dileğiyle....

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun

Zeynep Oral' ın kalemiyle Cumhuriyet

24 Ekim 2018 Çarşamba

Mavi Takı Kutusu


Genelde hep açık renkleri tercih ediyorum kutularımda. Daha doğrusu ediyordum. Oğlumun deyimiyle bu sefer "kapalı renk" boyamaya karar verdim. 

Fena da olmadı galiba









23 Ekim 2018 Salı

Bugünün kutusu, her günün mottosu





Yıllar önce katıldığım Bienal' de görmüştüm bu yazıyı.
Tepe yöneticiler, öğretmenler, anneler, babaların unutmaması, gelecek için attıkları her adımda akıllarında tutmaları gereken bir motto.

O gün kızım büyüdüğü ve "amannnn anne" cevabını alacağımı bildiğim için olsa gerek minik oğlumu bu resmin önüne geçirip resmetmişim.


Gelecek nesilleri yetiştirirken, bir ülkeyi yönetirken hep bu soruyu sormak gerek belki de...

İhtiyaçları görmezde gelinen insanlar mutlu olmuyor. 
Yönetimin, liderliğin zorluğu bu belki de...

3 yaşındaki bir çocukla, 17 yaşındaki bir gencin, 30 yaşındaki bir yetişkinin, 60 yaşındaki yetişkinin, bir kadınla, bir erkeğin ihtiyaçları arasındaki farkı görebilmek...
Dar gelirli ile, geniş imkana sahip insanların ihtiyaçlarına cevap verebilmek...
Cevap veremediğinizde beklemeyi ve sabırlı olmaları gerektiğini güzellikle izah edebilmek,
Eğitimsiz bir insanla, eğitimli bir insanın mutluluğunu aynı anda sağlayabilmek...
Hiçbirini yok saymadan, "tükaka" demeden, itip, kakmadan...
Senin ihtiyaçlarını anlıyorum, sen de diğerini anlamalısını kırıcı olmadan anlatabilmek,
Yetenekleri, beklentilerini makul seviyelere çekip, birlikte gelişip, ilerleyebilmelerini sağlayabilmek. 

Hafta sonu, oldukça üzgün olduğum bir sırada,
Sadece sakinleşebilmek adına yaptığım kutuma bir türlü anlam yükleyememiştim. 

Galiba bu kutu, uzun süredir hikayesi yazılamayan Türkiye' yi simgeliyor. 
Rengarenk, çeşit çeşit zenginliklerle, güzelliklerle dolu olmasına rağmen bir türlü hikayesi yazılamayan Türkiye' ye...




19 Ekim 2018 Cuma

Yine bir kutu, yeni bir kutu



Dün arkadaşım mesaj atar atmaz başladım çalışmaya.
Bu sabah kutuların hazırlandığını haber verdim hemen. 


Özellikle sipariş üzerine, birisi için çalışırken çok neşeli, mutlu çalışıyorum. 
Sonrasında da kutumu ayrı bir seviyorum. 



Ne zaman gördüm, hoşuma gitti, sakladım bilmem.
Aşağıdaki görsel mantıksal düşünen sol beyin ile, sanatsal düşünen sağ beyin arasındaki farkı göstermiş. 



Bilgisayarıma kaydederken, bulduğum zaman ki kadar etki yaratmamıştı bende.
Bugün bunu bizzat yaşadığım için olsa gerek, gördüğümde daha bir anlamlı, daha bir güzel geldi gözüme.

Bir tasarımla uğraştığımda beynim, dimağım aynen böyle rengarenk hale geliveriyor. 
Hissediyorum. 
Para kazanmakla alakalı değil bu ...
Tamamen yaratmak ile ilgili bir durum...

Geçen sene oğlumun okulunda en sevindiğim gelişmelerden birisi ilköğretim çağı çocuklarına İngilizce dersi verilmeye başlanmasıydı. 
Bu sene istiyorum ki, bu işin eğitimini almış kişiler tarafından, resim, müzik ve beden eğitimi dersleri de eklensin.
Sanat, benim gibi koca bir kadına bile iyi gelebiliyorsa, çocuklarda nasıl farklılıklar yaratır kim bilir ?


Diğer faydalar mı ?

Sanat, spor okullarından, konservatuvarlardan mezun olan pek çok genç, yetişkin kendi alanında çalışma, ayakları üzerinde durma imkanı bulur,

Sınıf öğretmenleri, rahat nefes alıp, öğrencileri için farklı kaynaklar bulup, çocuklar hakkında daha fazla görüş alış verişi yapma ve onlar için daha iyi çözümler yaratma şansı elde eder,

Türkiye kısa sürede, sanat, müzik ve spor alanında katma değer yaratabilecek yeni kaynaklara ulaşabilir. 

Ağaç benim gibi kırkından sonra da eğilebiliyor ama yaşken eğilse daha iyi olmaz mıydı ?





Akıl yaşta değil, baştaymış

Anne olduktan sonra her konu da bakış açım, görüşlerim değişti, hala da değişiyor sanırım.

10 yıl aradan sonra doğan tekne kazıntısı oğlum, yaptığım her tasarımda, katıldığım kermeste, bedenen ve yorumlarıyla yanımda olmaya devam ediyor. Tekne kazıntılarının kaderi bu sanırım. Kızımı eğitim için yurt dışına gönderdikten sonra zor oldu ama iyi ki seni doğurmuşum diyorum sıksık….




Diğer yandan o da benimle birlikte ticari hayatı dar kapsamda da olsa deneyimleme, yorumlama şansı buluyor.

Bugüne kadar katıldığımız iki kermes sonucu birkaç alanda farkındalıkları arttı ;

* İlk kermes sonrası bizim stantta çok iş yapamazken, yanımıza konumlanmış dondurmacı abinin yaptığı satışlar oldukça dikkatini çekti. Yiyecek satınca daha çok müşteri geliyor, bir sonraki kermeste meyveli yoğurt satalım deyip, eve gelir gelmez farklı meyveli yoğurt alternatifleri üzerine çalışmaya başladı. Türkiye' de gıda sektörünün her zaman iş yapacağını 8' inde kavradı anlayacağınız.

* İkinci kermeste, stantta meyveli yoğurt satmak istediğimizi söyleyince, hijyen ve temizlik konusundaki gereklilikler karşısına çıktı ve bu işin sandığı kadar kolay olmadığını fark edip vazgeçti. Bu sefer rotayı eski kitap ve oyuncaklarına çevirdi.

* Kermes sırasında bir çocuk eski arabalarından birini çok beğenip, yandaki stanttaki annesine göstermek için alınca, bizimkisi hareketlendi, hafif panikle "arabam" feryatları eşliğinde çocuğun peşine takıldı. Neyse ufaklık arabayı annesine gösterdikten sonra döndü ve arabayı yerine bıraktı. Oğlum baya bir rahatladı ve hemen ürün güvenliğini nasıl sağlarım üzerine düşünmeye başladı. Stantta kamera sistemi olmasının iyi olacağı sonucuna ulaştı. Bense böyle bir şeyin çokta gerekli olmadığı, müşterisine güvenmesi gerektiğini hatırlatma gereği hissettim kendimce...




Ebeveyn olarak, her adımında onlarla birlikte ilerliyor, hayatımız boyunca her yaptığımızla olumlu yada olumsuz, farkında olarak yada olmayarak onlara örnek olamaya devam ediyoruz.




Ürünlerim konusundaki fikirleri ise şöyleydi ;

* Bahşiş kutusu olarak işe başladığım tasarımımdaki yorumu oldukça aydınlatıcıydı. "Bahşiş kutusu yapıyorsun ama bahşişleri genelde erkekler veriyor, sen kadınlara göre süslü, püslü şeyler yapıyorsun. Hangi erkek bu kutuya bahşiş atar ki !" Kutuyu o kadar sevdim ki, tasarımı değiştirmek istemedim. Bende bahşiş kutusu fikrinden vazgeçip, rotayı dekoratif objeye çevirdim.

* Kutularımı fazla cici, bicili, hep kadınlara göre buluyor. Genel yorumu "Hiçbir erkek bunlara para vermez, erkeklere göre bir şeyler yapmalısın !" şeklinde. Gerçekten de erkeklere göre hediye alternatifleri bayanlara göre oldukça kısıtlı. Bu aralar bu alanda ne yapabilirimi düşünüyorum. Biraz daha sohbet edip, konuyu detaylandırmasını istemek faydalı olacak gibi duruyor.

Bu alanda her türlü fikre, görüşe açık olduğumuz da ayrıca belirtmek isterim.


17 Ekim 2018 Çarşamba

El emeği, göz nuru ürünler Zet.com' da


Geçen hafta yaptığım laleli takı kutumu hafta sonu kutu sipariş eden bir arkadaşım isteyince, hadi dedim, bu kutunun bir benzerini yapayım. 


Bu sefer zemin siyahımsı, koyu gri oldu. 
Boy boy lalelerle süslediğim kutu, bir türlü içime sinmedi. 
Renk farkından mı bilmem, eksik bir şeyler var gibiydi.

Fabrikasyon üretimlerde her defasında aynısını, nerede ise birebir benzerini yaptığınızda başarılı olurken, el emeği, göz nuru ürünlerde %100 aynısını yapabilmeniz bir mucize. 
İsteseniz de olmuyor, içinize sinmiyor. 
El emeği ürünleri eşsiz, benzersiz kılan da bu sanırım.  



Çekmecelerden bulunan, kim bilir kaç yılında, nereden aldığım minik bir kelebekle arıyı ekledim ilk olarak, sonrasında bir yerlerden hoşuma gidip topladığım taşlarla süsledim. 

Tamam, oldu dedim sonra...
Nihayet içime sindi.

Yeni bir gelişme de satış kanallarıma bir yenisini eklemem oldu.
Tasarımcılara yönelik ürünlere yer veren Zet.com' da benimde bir sanal mağazam oldu.

Alphecca ürünlerine yukarıdaki linkten ulaşabilirsiniz.



Eleştirel gençler, Teknoloji, Türkiye, Kriz


Erdoğan' ın, ODTÜ' de ki mezuniyet töreninde kendini eleştirdiği için hapse atılan öğrencilerle yapacağı görüşmeyi merakla bekliyordum. Eleştirenler olmuştur elbette. Ben süreci sevindirici bulup, zararın neresinden dönülürse kardır diyenlerdenim.

Bugün Sözcü' deki  yazıyı görür görmez tıkladım.

Çarpıcı olan neydi biliyor musunuz ?
Tutuklanan öğrencilerden birinin "Savunma Sanayi ile ilgili ödüllü bir projesi" olması,
Gençlere yerli cep telefonu hediye edilmesi,

İnternet' te yer alan "Buluş nedir, Nasıl Yapılır?" konulu makalenin bir paragrafında diyor ki ;

Bilineni ya da bilindiği sanılanı yıkmaya cesaretli olmak: Theodor Adorno’ya göre, “Bilim itaatsiz olana ihtiyaç duyar.” Yani, bilim insanı bir bakıma bilinen ya da bilindiği sanılan bilimsel kurallara, kanunlara veya fikirlere körü körüne inanmaz; onları her fırsatta eleştirir ve sorgular. Hatta eğer zayıflıklarını bulabilirse onları yıkmaya taliptir. Albert Einstein’ın dediği gibi “Dünya bizim düşüncemizin bir ürünüdür, bu yüzden düşüncemizi değiştirmeden dünyayı değiştiremeyiz.”

Geçenlerde özel sektörde yıllardır üretim yapmak için inat eden, türlü, türlü krizlerle mücadele etmiş bir işadamı tanıdığım, "bu kriz diğerlerine benzemiyor" demişti.

Çünkü bu kriz, aynıların, eski teknolojilerin, yetişkinlerin gerçekleri görememesinin sebep olduğu bir kriz.

O öğrencinin çevresinde, yaptığı eleştiriden değil, aldığı ödülden dolayı sarayda olmasını sağlayacak bakış açısında yetişkinler olduğumuzda Türkiye her 10 yılda bir krizlerle mücadele etmekten kurtulacak belki de....

Umarım o gençler, yaşadıkları sevimsiz süreç yüzünden eleştirel düşünmeyi unutmazlar.
Bu Türkiye için kaybedilen bir ödül, belki de teknolojik bir fırsatın kaybı olabilir.

Keşke toplantı basına açık olarak gerçekleşseydi.

Merak ettiklerim mi ?
Bu deneyimden sonra bilime bakış açınız değişti mi ?
Gelecekle ilgili planlarınız nedir ?
Türkiye' de kalmayı düşünüyor musunuz ?
Bilimsel çalışmalara devam edecek misiniz ?
Bu toplantı, görüşme hukuka taşınmadan da gençlerle konuşularak saygı, sevgi meselesi çözülemez miydi ?


16 Ekim 2018 Salı

Her Sektörün Çözümü Aynı !


Ticari hayatta bir işi severek yapmanız başarılı olmak için gerekli parametrelerden sadece biri.
Müşterinin isteklerini, seçimlerini, tercihlerini anlayabilmekte diğeri.
Günümüzün moda değimlerinden "farklılık yaratabilmek" her sektörün açmazlarından, kurtarıcılarından biri artık. 



Bu yüzden bir yandan siparişlerimi yaparken, bir yandan da "farklı ne olabilir" peşindeyim. 
Şarap kutuları da bu farklı bakış açılarından biri oldu.
İtiraf ediyorum fikir bana ait değil.
Geçenlerde bir dergide okuduğum gibi en iyi çözümler, yenilikler, kullanıcılar, müşteriler, deneyimleyenler sayesinde bulunuyor. 



Bu örnekte şarap kutusu olan bu kutular, başka bir kullanıcı için likör, zeytinyağı kutusu gibi pek çok amaç için kullanılabilir. 


15 Ekim 2018 Pazartesi

E-ticaret' in gücü

MSN' e girip haberleri okurken bir baktım Winnie' li kutum msn' nin 9. sekmesinde 😊

Bireysel sayfalardansa, profesyonel amaçla kullanılan e-ticaret siteleri, şirketlere reklam alternatifleri açısından çok farklı avantajlar sağlayabiliyor. 

Alphecca olarak msn' e reklam verebileceğim düşünülemezdi bile...

Sosyal medya reklamcılığı çok ilginç bir düzeyde.
"Bu kadar reklama satış yapamazsam oturup bu ürün grubu doğru seçim mi ?" yada "ben bu işi hakkıyla kotarabiliyor muyum?" diye düşünsem iyi olacak.  

Teşekkürler Dekopasaj 😊

Gala Çiçekli Takı Kutusu




İşten ayrıldıktan sonra evde oturmanın aşamaları var. 
Başlangıçta kendinizi kaybetmiş gibi ev işi, temizlik, yemek yapıyor ve insanlarla bol bol bir araya gelip sosyalleşme çalışmaları içinde bulunuyorsunuz. 

Ardından sosyal medya, televizyon programları, özellikle yemek, sağlık programlarını izliyorsunuz İzlediğiniz programlar neticesine ya çok yemek yapıp bir araya geliyor, kilo alıyorsunuz. Ya sağlık programlarının etkisi ile kendinizi dinlemeye başlıyor, doktor, hastane ziyareti ritüellere geçiyorsunuz. 



Televizyon ritüelini pek sevmediğim, her gün her gün gezecek kadar çevre oluşturma yeteneğim olmadığı için evde kös kös oturup, maliyetsiz ne üretebilirim diye düşünürken, aklıma nereden geldiyse, internetten bulduğum videolardan yola çıkıp, un, tutkal vb. malzemelerle polymer çiçek hamuru yapmıştım. 

İşte bu hamurla ilk yaptığım çiçeklerden biridir gala çiçeği.
İş hayatının keşmekeşine girmeden, aşırı stres yüklenmeden, daralan piyasayı daha da daraltmadan, şimdilik ufak ufak, sakin sakin ama mutlu devam ediyorum. 

Hangi iş olursa olsun köklenmesi, rayına oturması için 3 sene gerektiğini biliyorum. 
Eskiden olsa acele edip, oraya buraya koştururdum.
Geçtiğimiz 3-4 yılın öğretisi de bu oldu ;

Acele etme, sabırlı ol, sevdiğin işe sabırla devam et ! 





Sipariş Kanalları ; 

gulcinkzk@gmail.com
0533 430 39 98


14 Ekim 2018 Pazar

Eskilerin işlenmesi, değerlendirilmesi mümkün mü ?


Nemli ortamda kalmış, eskilerden bir tahta kumbara...
"Değerlendirir misin?" sorusu sonrası bu hale geldi.
Kumbara mı? Bahşiş kutusu mu? derken...

Ortaya çıkan sonuç bu sevimli köy evi tarzı restoran oldu. 


Sanat kilinden yapılmış çiçekler,
Minik taşlar,
Çini desenli kağıtlar,
Sarmaşık yaprağı tarzı yünler,
Çeyizlik danteller,
Kiraz ağacı dalları...


Birde tasarladığım kişi beğenince değmeyin keyfime

11 Ekim 2018 Perşembe

Her Güne Bir Kutu

Birisi için sipariş üzerine çalıştığımda, daha güzel, daha şık kutular yaratabildiğimi fark ettim. Sanırım bir kişiyle özdeşleştirdiğimde daha hevesle, heyecanla tasarlıyorum.

Bu yüzden, sipariş olmadan tasarım yaptığımda da kutuma bir anlam yükleyip, öyle yola çıkmaya başladım.

En sevdiğim kutulardan biri oldu bu laleli kutu. Nedense öğretmenler günü hediyesi ile bütünleşti zihnimde.

Başlangıçta amacım internetten gördüğüm bir pastadaki gibi, kalem, defter ve silgi motifleri ile süsleyip, tasarlamaktı. Sonra iş lalelere döndü.

Bir öğretmenin sınıfında aslında hepsi de "çocuk" olarak adlandırılan, görünüşte birbirine benzeyen, esasen boyu, huyu, rengi, karakteri, yeteneği, ilgi alanı, yetişme tarzı, sevdikleri, sevmedikleri birbirinden farklı olan bir sürü çiçek olmuyor mu ?

Sanırım öğretmenliğin en zor ve en zevkli yanı da bu ;

Bu birbirine benzeyen bir sürü çiçeğin, hamurunu, yeteneğini, ilgi alanlarını keşfetmesi için yol gösterici olabilmek. Liderliğinize teslim edilen o çiçeklerin kendilerini fark edip, yollarına devam edebilmelerini sağlayabiliyorsanız sizden mutlusu yok demektir.







Sipariş Kanalları ; 
gulcinkzk@gmail.com
0533 430 39 98

M. Kemal' in vasiyeti üzerine

Bu hafta sonu Yılmaz Özdil' in "M. Kemal" kitabını alıp kısa süre içinde okuduğum.
Kitap oldukça akıcı bir dilde yazılmış, içerik olarak zengin, güzel bir kitaptı. 
Atatürk' ü tüm yönleriyle anlatan, ilerici bakış açısı, değişimlere olan uyumu konusunda kendine hayran bırakan anektotlar içeriyordu. 

Son üç, beş yıl içinde tarzım çok değişti. 
Önceden hoşuma giden her şeyi sevdiğim, bildiğim insanlarla paylaşmam gerektiğini düşünür, "Bak ben bunu fark ettim sizde deneyin hoşunuza gider" tarzındaki davranışımı bıraktım. 

Herkesin değer yargısı, farkındalığı farklı.
Bu aralar, bilgilerin ihtiyaç duyulduğunda daha değerli, anlamlı ve öğretici olduğuna inanıyorum. 

Birkaç gündür bu kitabı okuyun diye tavsiye etsem mi? etmesem mi? diye düşünürken bugün Sözcü Gazetesinde şu haberi okuyunca çok üzüldüm. 

Türkiye'nin kurucusunun vasiyetnamesini hiçe sayarak mirasına el koyacak kadar derin bir kriz açmazında olduğunu hiç sanmıyorum. 

Sonra Atatürk' ün her satırında biriktirdiği, devlet parasının bir kuruşuna dahi el sürmeden kendi maaşı ile yaptıklarını aklıma gelince üzüldüm. 

Keşke kendini bu derece sıkacağına, Türkiye' yi ben kurdum deyip rahat bir hayat  yaşayıp, çatır çatır para harcasaydı dedim içimden...





10 Ekim 2018 Çarşamba

Alphecca Tasarımları Dekopasaj' da !


Yaklaşık 7-8 ay önce fark ettim Dekopasaj' ı.
Özellikle ikinci el eşya temin edebileceğiniz güzel bir site.

Alphecca' nın da bu sitede bir sayfası mevcut artık.
Dilerseniz Alphecca tasarımlarına bu link üzerinde ulaşabilir, kart ile satın alabilirsiniz.






9 Ekim 2018 Salı

Çay Kutusu - Ortancalı


Sanat kili ile tek tek işlenen çiçekler bu kutuda ortanca olarak bir araya geldiler. 

Çay Kutusu

Yıllar önce bir müşterimizin yılbaşı hediyesi olarak gönderdiği ahşap kutu, yıllar sonra boyanıp, sanat kili ile tek tek şekillendiren çiçeklerle süslenip, hoş bir çay kutusu haline geldi. 

Ahşabın yıllarca kullanılabildikten sonra, tekrar işlenip ömrünü devam ettirebilmesini seviyorum.


Mavi Takı Kutusu


Farklı renklerle, farklı bir tasarım ;
Sevdikleriniz için, bire bir benzerini bulamayacağı hediye alternatifi.
Doğum günü, öğretmenler günü, yılbaşı, anneler günü hediyesi olarak tercih edebilirsiniz.

Tamamen el üretimi olduğu için, istediğiniz renk ve tasarım alternatifinde çalışabiliriz.
Talepleriniz için gulcinkzk@gmail.com















Sipariş Kanalları ;


gulcinkzk@gmail.com