13 Şubat 2019 Çarşamba

Kalite detaylarda gizlidir


Dün kariyerimi mahveden adamın doğum günüydü. 
Tam 9 sene oldu. 
Sabah çalan saat zilinin sesiyle heyecanla uyandı, "kalk anne, bugün benim doğum günüm" diyen sesi heyecanlıydı....
Ve ben onunla hem bir kız, hemde bir erkek annesi olmanın ne demek olduğunu öğrendim. 
Sadece kızları hararetle savunurken, birden erkeklerinde hararetle savunulmaya ihtiyaçları olduğunu fark ettim...
Kızlar için uygulanan ayrımcı uygulamalar kadar olmasa da benzer baskıların erkekler içinde uygulandığına şahit oldum.

Çocukta yaparım kariyerde diyen ben deniz 2. çocuğun, 1. nin getirdiği yüklerin karesini omuzlarıma yüklediğini zamanla fark edip, fayda zarar analizinin ardından biraz ara dediğimde kalite yöneticiliğinde 19. yılımı tamamlamıştım.


1990' larda ISO9000 mevhumu ile ortalığı kasıp kavuran kalite rüzgarı, askeri uygulamalardan özel sektöre evrilmiş bir uygulama aslında. 1993 yılında çalışmalara başlamış, ekip olarak, 3 yıl boyunca çok hummalı ama heyecanlı bir değişimi yaratmıştık. Göstermelik değil, temelden iyileştirmeler yapmıştık. 1996 yılında geçirdiğimiz 3 günlük denetimde görev alan ekip bizi iyice bir terletmişti. Yıllar sonra geçirdiğimiz denetimlerin kalitesi azaldı. Biz ekip olarak her denetim sonrası, nerede o eski denetimler modunda şarkımızı söyler olduk.

Bugün UH1 helikopter kazası sonrası artık askeriye de de böyle bir evrilme var demek ki diye düşündüm ve üzüldüm. Halbuki kalite sisteminin izlenebilirlik prensibi dikkate alınsaydı bu hafta başı, şehit olan 6 askerimiz bugün hayatta olabilirdi.

Kalite sistemine göre bir problem olduğunda bireysel olarak insanlar değil, sistem hataları dikkate alınmalıdır.


Bir süredir, bir yakınımın öğüdü çerçevesinde "değiştiremediğin şeyleri değiştirmek için inatlaşmamalısın" öğüdünü dikkate alıp, olaylar karşısında sakinliğimi korumayı seçmişken, birden bire bu resmi görünce sinirlendim, dağıldım, kızdım, üzüldüm....

Olaylar olduğunda sakin kalabiliyorum da yetkililerin ölümlerden sonra el açıp dua etmelerine dayanamıyorum.
Sanırım önümüzdeki günlerde bu konuda kendimi sakin tutmayı öğrenmem gerekecek...

7 yıldır evde oturan, eski kalite prensiplerinin çoktan rafa kalktığı bir sistemi bilen biri olarak madem sözünü dinletemeyen sıradan bir kadınsın kızım, otur bloğunda bu analizi yap, kim tutar seni dedim.

İlk helikopter kazasından sonra okuduğum bir gazete yazısı sonrası bir araştırma yapmıştım. Düşen askeri helikopterde, Bostancı' da düşen sivil helikopterin de aynı firma tarafından üretilen helikopterler olduğunu fark etmiş, hatta bunu bir mail ile o yazarla da paylaşmıştım.

İlgili makamların bu iki kazayı da kombinleyip incelemesi gerekirdi. Zira iki helikopterinde düşüş sebebi her iki helikopterde kullanılan, aynı parçanın tasarım hatası olabilirdi.

Hani şu partilere yorulan metal yorgunluğu denen kavram var ya. Bu kavram metal malzemeler ile üretilen parçalar için oldukça geçerli bir kavram olup, belli uçuş saatini tamamlayan her iki helikopterde de arızaya bu sebep olmuş olabilirdi.

Yapılması gereken bu incelemeler yapılırken, bir yandan da elimizde hem sivil, hem de özel havacılıkta kullanılan aynı firmaya ait uçakların tamamının envanterinin çıkarılıp, her birinin tek tek incelenmesi, firma ile bağlantıya geçilmesi, mümkünse bu helikopterlerin kullanılmaması veya kontrollü kullanılmasıydı.

Bu hafta başı aynı modelde bir helikopterimiz daha düştü ve 6 askerimiz şehit oldu.....

Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayfasına girip, bu konuda yapılan yazılı soru önergelerine bakarsanız, bu konuda 3 tane yazılı soru önergesi verildiği ve bu önergelerin "Süresi İçinde Cevaplandırılmadığından Gelen Kağıtlarda Yayımlandığı" görülüyor.

Kartalda yıkılan binada olduğu gibi, düşen helikopter olayında ki kayıplarımızda ihmaller silsilesi yüzünden malesef.....
Bir gelişmekte olan ülkeler sendromu...

Aslında sessiz kal kızım, konuşunca "tükaka" oluyorsun felsefesini benimseyeli uzun zaman oldu....
Bu yazıyı niye mi yazıyorum ?????
Bu ülkede gerek özel sektörde, gerek sivil hayatta o firmanın pek çok helikopteri kullanılıyor olabilir...
Helikopterleri askerler dışında yüksek bürokratlar, holdinglerdeki pek çok değerli insan, milletvekilleri, hatta cumhurbaşkanı kullanıyor....

Biz sıradan insanlar şehitlik mertebesiyle arkamızdan el sallanmasına alıştık ta, bari kendinizi kurtarın diyorum belki de....

Minicik bedenlerin, gencecik insanların cenazesine gelip, omuzlarınızda taşıdığınızda unutuveriyoruz her şeyi, haksızlığı, adaletsizliği, görmeden gelinmeyi....

Biz alıştık, bari sizin telef olmanıza engel olayım diyorum....

Yarın 14 Şubat sevgililer gününde, sevdiklerinize sarılırken o "6 askerde sevgilisine sarılabilirdi" yi unutmayın e mi.....

O önergeler dikkate alınsaydı, el ele verilip araştırmalar hızlandırılabilseydi, tarafsız olunabilseydi, Türkiye şu seçim çılgınlığı ve safsatalarından kurtulabilseydi onlarda yarın sevdiklerine sarılabilir miydi ?????

Sevgililer gününüz kutlu olsun e miii ????

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder